Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet gösteren Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işletmelerinde çalışan maden işçileri, aylardır ödenmeyen ücretleri ve biriken diğer alacakları nedeniyle başlattıkları mücadeleyi Ankara'ya taşıdı. Uzun süredir devam eden ödeme sözlerinin tutulmaması üzerine haklarını aramak amacıyla başkente gelen işçiler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde bir araya gelerek seslerini duyurmaya çalıştı. Ancak işçilerin demokratik hak arayışı, Ankara Valiliği tarafından kent genelinde ilan edilen 15 günlük toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması yasağına takıldı. Valilik tarafından getirilen yasak kararına rağmen Bakanlık önündeki bekleyişlerini sürdüren 80'den fazla maden işçisine polis müdahale etti. Gerçekleşen müdahale sonucunda çok sayıda işçi gözaltına alınırken, yaşanan olaylar işçilerin yaşadığı mağduriyeti bir kez daha gündeme taşıdı. İşçiler, emeğinin karşılığı olan ücretin ödenmemesinin sadece ticari bir anlaşmazlık olmadığını, bu durumun doğrudan ailelerinin geçimini, kira ödemelerini, elektrik faturalarını ve çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmelerine yol açtığını vurguladı. Çalışma hayatının temelini oluşturan ücret ödeme yükümlülüğü, 4857 sayılı İş Kanunu ile güvence altına alınmış durumdadır. Kanunun 34. maddesi, ücretin ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden olmaksızın ödenmemesi durumunda, işçiye iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınma hakkı tanımaktadır. Bu yasal düzenleme, işçilerin toplu olarak çalışmaktan kaçınmasını grev olarak nitelendirmediği gibi, bu sebeple iş sözleşmelerinin feshedilmesini veya yerlerine başka işçi alınmasını da açıkça yasaklamaktadır. Aynı kanun maddesi, günü gününe ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının işletilmesini zorunlu kılmaktadır. İşverenlerin "ödeme güçlüğü" veya "konkordato" gibi gerekçelerle ücretleri aksatması, işçinin yaşamını idame ettirme zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. İşçiler, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi kapsamında, ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmelerini haklı nedenle feshetme hakkına sahip olsalar da, asıl beklentilerinin biriken alacaklarının bir an önce ödenmesi olduğunu ifade ediyor. İşverenlerin içinde bulunduğu hukuki süreçler, işçilerin emeğinin karşılığını alma hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Ücret Garanti Fonu gibi mekanizmalar belirli şartlar altında bir güvence sağlasa da, işçilerin yaşadığı mağduriyetin tamamını karşılamaktan uzak kalmaktadır. Ankara'da yaşanan gözaltılar, ücretini alamayan işçinin hakkını arama sürecinde karşılaştığı engellerin ve yasal hakların uygulanmasındaki zorlukların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.