Gümüşhane'nin Şiran ilçesine bağlı Çakırkaya Köyü sınırları içerisinde yer alan tarihi Çakırkaya Manastırı, sahip olduğu eşsiz tarihi ve kültürel değerlere rağmen ciddi bir yıpranma süreci yaşıyor. Yaklaşık 65 metre yüksekliğindeki devasa bir kaya kütlesine oyularak inşa edilen manastır, doğal çevresiyle bütünleşen mimarisi sayesinde bölgenin en dikkat çekici yapılarından biri olarak kabul ediliyor. Tarihi kaynaklara dayanan bilgilere göre, yapının 13. ile 15. yüzyıllar arasında inşa edildiği tahmin ediliyor. Kesin yapım tarihi tam olarak saptanamasa da, manastırın 1848 yılında Piskopos Jeremias Georgiades tarafından yeniden düzenlendiği tarihi kayıtlarda yer alıyor. Bölgenin önemli inanç merkezlerinden biri olan ve zaman zaman "Gümüşhane'nin Sümela'sı" olarak nitelendirilen manastır, geçmişten günümüze ulaşan çok kıymetli bir dini ve kültürel mirası temsil ediyor. Ancak bu görkemli yapı, günümüzde yeterli koruma ve bakım faaliyetlerinden mahrum kalmış durumda. Yıllar içerisinde bakımsızlığın yanı sıra, define arama faaliyetleri ve çeşitli insan kaynaklı müdahaleler nedeniyle manastırın bazı bölümlerinde ciddi hasarlar meydana geldiği gözlemleniyor. Yapının korunması amacıyla 2016 yılında tescil işlemleri tamamlanmış, ardından rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri de hazırlanmıştı. Çakırkaya Köyü sakinlerinden Baysal Kaya, manastırın geçmişine dair köyde nesilden nesile aktarılan rivayetler olduğunu ifade etti. Kaya, manastırın tarihi hakkında şu anki bilgilerin 1800'lü yıllara kadar uzanabildiğini belirterek, "Eskilerimizin anlattığına göre burada Rumlar yaşıyormuş. Bu manastırın bu dağa oyulmasında Rumlar çalışmış. Karadeniz'in dini merkezi olarak burayı kullanmışlar. Trabzon'daki Sümela Manastırı'nın burada da bulunması, buranın önemi hakkında bilgi veriyor" dedi. Ayrıca yapının geçmişte çok daha geniş bir alana yayıldığını ve yer altında toplam 40 odanın bulunduğunu ancak zamanla bu odaların tahrip edildiğini dile getirdi. Manastırın mevcut durumuna ilişkin endişelerini dile getiren Çakırkaya Köyü Muhtarı Seyfettin Demir ise yapının özellikle ziyaretçiler tarafından zarar gördüğüne dikkat çekti. Manastırın şu an virane bir halde olduğunu belirten Demir, "Gelenler zarar veriyor. Buraya sıkça ziyaretçi geliyor. Tomara Şelalesi'ne yakın olduğu için insanlar buraya uğruyorlar ve durumu şikayet ediyorlar. Biz buranın bir an önce restore edilmesini ve turizme kazandırılmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. Tomara Şelalesi güzergahına yakın bir konumda bulunan Çakırkaya Manastırı'nın çevresinde, daha eski dönemlere ait arkeolojik buluntuların da yer alması yapının tarihi önemini bir kat daha artırıyor. Bölge halkı ve yetkililer, gerekli restorasyon çalışmalarının ivedilikle başlatılmasını bekliyor. Yapının özgün dokusunun korunarak turizme kazandırılmasının, hem Şiran ilçesinin turizm potansiyelini yükselteceği hem de bu eşsiz mirasın gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılmasını sağlayacağı vurgulanıyor.