Suriye'nin kadim şehri Halep'te, zamanın yıpratıcı etkisine karşı direnen bir kültür hazinesi yükseliyor. Yaklaşık 40 yıldır sahaflık mesleğini icra eden 91 yaşındaki Rızkullah Abd, şehrin Tilel Mahallesi'nde bulunan dar bir kaldırımın kenarındaki küçük dükkanında her sabah mesaisine başlıyor. İlerlemiş yaşına rağmen kitaplara olan tutkusundan hiçbir şey kaybetmeyen Abd, modern kütüphanelerin raflarında dahi rastlanmayan nadir eserleri özenle muhafaza ederek Halep'in kültürel hafızasını ayakta tutmaya çalışıyor. Bu küçük dükkan, sadece bir ticarethane değil, aynı zamanda tarihin tozlu sayfalarının yeniden hayat bulduğu bir sığınak niteliği taşıyor. Abd'in koleksiyonu, nicelik ve nitelik bakımından hayranlık uyandırıcı bir çeşitliliğe sahip. Kendi ifadelerine göre dükkanında ve depolarında toplamda 1 milyon civarında kitap bulunduğunu belirten yaşlı sahaf, bu devasa arşivi on yıllar süren titiz bir çalışmayla bir araya getirmiş. Dükkanın raflarında sadece Arapça eserler değil; Fransızca, İngilizce ve Almanca dillerinde yazılmış çok sayıda kaynak da yer alıyor. Farklı dönemlere ait el yazması eserlerin yanı sıra, çeşitli baskı teknikleriyle hazırlanmış ve bazıları bir asırdan daha eski olan kitaplar, araştırmacıların ve kitapseverlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Özellikle 100 yılı aşkın geçmişe sahip taş baskı eserler, koleksiyonun en değerli parçaları arasında gösteriliyor. Rızkullah Abd için sahaflık, sadece eski kitap alıp satmaktan ibaret bir iş değil, aksine toplumsal bir görev ve manevi bir sorumluluk. "Nadir eserleri kaybolmaktan kurtarmak benim için bir sorumluluk" diyen Abd, kitapçılığı ticari bir faaliyetin ötesinde konumlandırıyor. İnsanların artık önemsemediği, evlerin köşelerinde terk edilmiş veya tamamen yok olmaya yüz tutmuş eserleri büyük bir sabırla topladığını ifade ediyor. Bazı kitapların sayfaları eksik veya kapakları yıpranmış olsa bile, taşıdıkları tarihi değer nedeniyle onları koruma altına aldığını vurgulayan Abd, bu eserleri yeniden gün yüzüne çıkararak bilgiye aç olan insanlara ulaştırmayı hedefliyor. Halep'in değişen sosyal ve fiziksel dokusu içerisinde Abd'in dükkanı, öğrenciler ve akademik çalışma yürüten araştırmacılar için vazgeçilmez bir durak noktası haline gelmiş durumda. Şehrin sokakları savaşın ve zamanın etkisiyle dönüşürken, Abd her sabah dükkanını açarak müşterilerinin aradığı o nadir kaynağı bulmak için raflar arasında mekik dokuyor. Yıllar içinde oluşturduğu bu birikim, Halep için paha biçilemez bir referans kaynağına dönüşmüş. Birçok kişinin uzun süredir arayıp da hiçbir yerde bulamadığı eserleri bu küçük dükkanda bulması, Abd'in motivasyonunu artıran en önemli unsurların başında geliyor. Kitapların kendisi için sadece raflarda duran cansız nesneler olmadığını, her birinin bir ruhu ve hikayesi olduğunu belirtiyor. Ancak bu kültürel zenginliğin ardında, Rızkullah Abd'in yüreğinde taşıdığı derin bir şahsi acı da gizli. Halep'in bu 91 yıllık çınarı, 2012 yılından bu yana büyük bir belirsizlikle yaşıyor. Bir oğlunun 2012 yılında zorla kaybedildiğini ve o tarihten beri kendisinden tek bir haber dahi alamadığını dile getiren Abd, her geçen gün oğlundan gelecek bir müjdeli haberi bekliyor. Yaşadığı bu büyük trajediye rağmen hayata ve kitaplarına tutunmaya devam eden yaşlı adam, kendisine yardımcı olabilecek veya oğlunun akıbeti hakkında bilgi sahibi olan kişilerden yardım beklediğini ifade ediyor. Bu hüzünlü bekleyiş, onun kitaplarla dolu dünyasındaki en büyük gölge olarak kalmaya devam ediyor. İlerlemiş yaşına rağmen çalışma azminden ödün vermeyen Rızkullah Abd, geleceğe dair umutlarını ve dualarını da eksik etmiyor. Kitaplara olan bağlılığının kendisini hayatta tutan en büyük güç olduğunu vurgulayan Abd, "Rabbimden, yeni kitaplar toplamaya ve onları korumaya devam edebilmem için bana güç vermesini diliyorum" sözleriyle azmini ortaya koyuyor. Geçmişin izlerini taşıyan eserleri gelecek nesillere aktarma misyonunu son nefesine kadar sürdürmekte kararlı olan Abd, Halep'in dar sokaklarında bir kültür elçisi gibi çalışmaya devam ediyor. Onun bu çabası, sadece bir kütüphane oluşturmak değil, aynı zamanda bir şehrin kimliğini ve ruhunu koruma mücadelesi olarak tarihe not düşülüyor.