Muş'ta çobanlıktan koleksiyonerliğe: 40 yıllık taş tutkusu
Muş'un Kurtik Dağı yaylalarında çobanlık yaparken başlayan taş merakı, Yavuz Koç'un 40 yıllık emeğiyle 400 parçalık dev bir doğa müzesine dönüştü.
Muş'ta yaşayan Yavuz Koç, gençlik yıllarında sürüsünün peşinde yaylalarda dolaşırken başlayan taş merakını, kırk yıllık bir emeğin sonucunda dev bir koleksiyona dönüştürdü. Muş'un heybetli Kurtik Dağı yaylalarında, dere kenarlarında ve göl kıyılarında bir çoban olarak geçen gençlik yılları, Koç için doğayla kurulan derin bir bağın başlangıcı oldu. Sürüsünü otlatırken su yataklarında rastladığı renkli, üzerinde fosil izleri bulunan ve hayvan figürlerini andıran taşlar, onun hayatının merkezine yerleşti.
Koleksiyonun başlangıç aşamasında çevresindeki insanlar tarafından çeşitli şüphelerle karşılanan Koç, bu duruma büyük bir sabırla göğüs gerdi. Yakın çevresi ve ailesi tarafından "Define mi arıyorsun?", "Altın mı arıyorsun?" veya "Akli dengen yerinde mi?" gibi sorularla eleştirilen ve alay edilen Koç, topladığı parçaları büyük bir titizlikle evine taşımaya devam etti. Başlangıçta bu uğraşa anlam veremeyen aile fertleri, zaman içerisinde taşların estetik güzelliğine kapılarak onları deterjanlarla temizleme sürecine dahil oldu.
Yavuz Koç, bu uğraşın kendisine sağladığı manevi huzuru ve duygusal etkisini şu sözlerle ifade etti: "Bu taşlara baktığımda günün tüm stresi kayboluyor. Onlarla ilgilenmek bana sonsuz bir huzur veriyor. Bu işi bir kez gönül veren bir daha kolay kolay vazgeçemez." Koç'un evine gelen misafirler de artık bu koleksiyona hayranlıkla bakarken, bazı dostları koleksiyona katkı sağlamak amacıyla kendilerine hediye edilen taşları getirmeye başladı.
Kırk yıllık süreçte 400'ü aşkın nadide parçadan oluşan dev bir doğa müzesi haline gelen bu birikim, günümüzün iç mekân tasarım trendleriyle de büyük bir uyum gösteriyor. Geçmişte garipsenen ve akıl kârı görülmeyen bu uğraş, günümüzde mimari ve dekorasyon alanında en gözde akımlardan biri haline gelmiş durumda. Taşların ev dekorasyonunda ve duvar desenlerinde kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, Koç'un yıllardır süregelen emeği de yeni bir değer kazandı.
Koleksiyonundaki her bir parçayı ilk günkü heyecanla muhafaza eden Yavuz Koç'un geleceğe dair önemli hedefleri bulunuyor. Koç, doğanın binlerce yıllık hafızasını temsil eden bu renk renk ve çeşit çeşit taşları bir sergi aracılığıyla daha geniş kitlelerin beğenisine sunmayı amaçlıyor. Ayrıca, bu sanata ilgi duyan ve bu tutkuyu paylaşmak isteyen yeni meraklılar için de bir kapı aralayan Koç, koleksiyonunun bir kısmını bu işten anlayan kişilere devretmeye hazır olduğunu belirtti.