Türkiye'de bir özel firmada yaklaşık üç yıl boyunca yönetici pozisyonunda görev yapan bir çalışan ile işveren arasında yaşanan hukuki uyuşmazlık, Yargıtay'ın verdiği kritik kararla sonuçlandı. Söz konusu yönetici, şirket sahibine gönderdiği e-postada son bir yıllık süreçte mobbinge maruz kaldığını ve prim ödemelerinin düşürüldüğünü iddia etmişti. Çalışan, e-postasında yaşadığı bu zorlu sürecin kendisini manen yıprattığını ve çok yorulduğunu belirterek şikâyetlerini dile getirmişti. İşveren tarafı, çalışanın gönderdiği bu e-postayı iş sözleşmesinin çalışan tarafından tek taraflı olarak sonlandırılması şeklinde yorumladı. Bu değerlendirme neticesinde işveren, çalışanla yollarını herhangi bir kıdem veya ihbar tazminatı ödemeden ayırma kararı aldı. Çalışan ise e-postayı bir istifa amacı taşımadığını, yalnızca çalışma koşullarındaki aksaklıkları ve yaşadığı manevi yıpranmayı işverene bildirmek amacıyla yazdığını savunarak hukuki süreç başlattı. Yaşanan uyuşmazlık kapsamında açılan davada yerel mahkeme, çalışanın taleplerini haklı bularak karar verdi. Yerel mahkeme, çalışanın e-postasındaki ifadelerin haklı nedenle fesih kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve bu doğrultuda kıdem ile ihbar tazminatlarının ödenmesi gerektiğine hükmetti. İşveren tarafı, yerel mahkemenin bu kararını kabul etmeyerek dosyayı temyiz etti ve uyuşmazlık nihai karar için Yargıtay'a taşındı. Yüksek mahkeme tarafından incelenen dosyada, Yargıtay yerel mahkemenin değerlendirmesine katılmayarak kararı bozdu. Yargıtay, çalışanın e-postasındaki beyanların iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiğini gösteren bir irade açıklaması niteliği taşıdığına kanaat getirdi. Yapılan inceleme sonucunda, çalışanın e-postasındaki ifadelerin kıdem tazminatı hakkı doğuracak nitelikte bir 'haklı nedenle fesih' kapsamında olmadığı sonucuna varıldı. Verilen son karar doğrultusunda, çalışanın kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verildi. Yargıtay'ın bu kararı, çalışanların işverenlerine gönderdikleri yazılı mesajlar, e-postalar veya dijital iletişim araçları üzerinden kullandıkları ifadelerin hukuki sonuçlarını yeniden tartışmaya açtı. Karar, iş sözleşmesinin sona ermesine yönelik irade açıklamalarının sınırlarını belirlemesi açısından iş dünyası için emsal niteliği taşıyor.