Medya Platformu tarafından her hafta Cuma akşamları geleneksel olarak düzenlenen mutat sohbetlerin bu haftaki oturumu, akademisyen Prof. Dr. Ömer Özyılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Dernek merkezinde yoğun bir katılımcı kitlesiyle düzenlenen ve aynı zamanda dijital mecralar üzerinden canlı olarak yayınlanan programda, "İslamcılık Düşüncesinin Doğuşu, Tarihsel Misyonu ve Yeni Medeniyet Ufku" başlıklı kapsamlı bir sunum yapıldı. Prof. Dr. Özyılmaz, konuşmasına platform yöneticilerine ve dinleyicilere teşekkür ederek başlarken, İslamcılık kavramının ontolojik temellerini ve tarihsel sürecini derinlemesine analiz etti. İslamcılığın dışarıdan dayatılan bir etiket olmadığını savunan Prof. Dr. Özyılmaz, bu düşüncenin Osmanlı Devleti’nin durdurulma sürecinde bir zaruret olarak ortaya çıktığını belirtti. Bu stratejik projenin Mehmet Akif Ersoy, Bediüzzaman Said Nursi, Elmalılı Hamdi Yazır, Babanzade Ahmet Naim ve Zahidül Kevseri gibi önemli alimler tarafından geliştirildiğini ifade etti. Özyılmaz, İslamcılığı "Müslüman alimlerin ürettiği tek yerli ve evrensel dünya görüşü" olarak tanımlayarak, bu fikrin son iki asırda Müslümanların dünyaya sunduğu en özgün perspektif olduğunu dile getirdi. Sade bir Müslüman ile İslamcı arasındaki farka da değinen Özyılmaz, İslamcının hayatını ve zihnini davasına adamış, gece gündüz dinin hayata hakim olması için dertlenen "aksiyoner ve mültezim" bir kimlik taşıdığını vurguladı. Tarihsel süreci üç ana döneme ayırarak inceleyen akademisyen, bu dönemleri Peygamberler dönemi, İslam Devletleri dönemi ve Osmanlı’nın durdurulmasıyla başlayan direniş dönemi olarak sıraladı. İlk iki dönemde dinin hayatın merkezinde yer aldığını ve bütünüyle sahiplenildiğini belirten Özyılmaz, emperyalist güçlerin Osmanlı’yı durdurmasının ardından yeni bir devlet imkanı kalmayınca alimlerin İslam’a bir bütün halinde sarılma anlayışını geliştirdiklerini kaydetti. Bu sürecin bir savunma refleksi olarak doğduğunu ancak zamanla küresel bir vizyona dönüştüğünü belirten profesör, İslamcılığın Kurtuluş Savaşı’ndan Hindistan’a, Bosna’dan Cezayir’e ve günümüz Gazze’sine kadar emperyalizme karşı verilen tüm izzetli mücadelelerin omurgasını oluşturduğunu dile getirdi. Konuşmasında direniş psikolojisinin artık aşılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, Müslümanların bugün sistem içerisinde etkin noktalara geldiğini hatırlattı. Ayasofya’nın açılması veya başörtüsü mücadelesi gibi geçmişteki büyük hedeflerin ötesine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Özyılmaz, yeni bir hedef konulmaması durumunda mevcut sistemlere entegre olma tehlikesinin doğacağını belirtti. Özyılmaz, "Direniş psikolojisi ve coşkusuyla vesayet düzenlerini alt ettik. Ancak artık direniş dönemi bitti. Eğer bu yeni hedefi koyamazsak, henüz tam dönüştüremediğimiz sistemlere entegre olmaya, onlar gibi giyinmeye, onlar gibi yaşamaya başlarız. Teker boşa dönmeye başlar" uyarısında bulundu. Geleceğin dünyasını kuracak olan "Medeniyet Projesi" için beş temel şartı sıralayan Özyılmaz; güçlü bir dünya görüşü, ümmet bilinci, ilim ehli ve liyakat, "biz" aidiyeti ve toplumsal desteğin vazgeçilmez olduğunu belirtti. Özellikle hukuk, eğitim, sanat, teknoloji ve ekonomi gibi 100’den fazla alanda nitelikli akademisyenlerden oluşan özel komisyonların kurulması gerektiğini savundu. Faizsiz ekonomi ve milli eğitim gibi konularda sadece temennide bulunmanın yeterli olmadığını ifade eden akademisyen, bu alanlarda uluslararası raporlar hazırlayacak bilim kurullarının 3-5 yıl boyunca kapanarak yeni medeniyetin teorik zeminini inşa etmesi gerektiğini vurguladı. Program, dinleyicilerden gelen soruların yanıtlanması ve çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.