Sednaya'da Nazi kamplarını aratmayan dehşet: Eski mahkumdan çarpıcı itiraflar
Fotoğraf: hurriyet.com.tr
Suriye'de bir mahkemenin Beşar Esad'ı gıyaben idama mahkum etme kararının ardından, Sednaya Cezaevi'nde 21 yıl esir kalan Riyad Avlar, hapishanedeki korkunç koşulları ve yaşanan insanlık suçlarını anlattı.
Suriye'de bir mahkeme, ülkenin 2024 yılında devrilen eski lideri Beşar Esad hakkında tarihi bir karar vererek onu gıyaben idama mahkum etti. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlediği gerekçesiyle verilen bu karar, Esad'ın şu an Rusya'nın başkenti Moskova'ya sığınmış olması nedeniyle uluslararası hukukta yeni bir tartışma başlattı. Mahkemenin bu kararı, Esad rejimi döneminde Şam'daki Sednaya Cezaevi'nde ağır işkenceler gören eski tutuklular arasında büyük bir yankı uyandırdı.
Sednaya Cezaevi'nde 1995 yılında tutuklanarak toplam 21 yıl boyunca esaret altında kalan Riyad Avlar, mahkemenin kararını değerlendirdi. CNN Türk'ten Serdar Korucu'nun sorularını yanıtlayan Avlar, bu kararın duygusal olarak kendisi ve hayatta kalan tüm Suriyeliler için çok iyi bir haber olduğunu belirtti. Ancak Avlar, kararın stratejik bir hata olabileceğine de dikkat çekerek, Esad'ın Rusya'da bulunması sebebiyle iadesinin zorlaşabileceği ve bu durumun hukuki süreci tıkayabileceği endişesini dile getirdi.
Cezaevindeki yaşam koşullarını "Nazi kampları gibiydi" sözleriyle tarif eden Avlar, Sednaya'nın sadece öldürmek ve yok etmek üzerine kurulu bir sistem olduğunu iddia etti. Avlar, hapishanede görevli askerlerin keyfi bir şekilde insan öldürdüğünü ve 2011 yılından 2020 yılının sonuna kadar 300 binden fazla insanın bu süreçte hayatını kaybettiğini öne sürdü. Cezaevinin bir "insan mezbahası" gibi işlediğini söyleyen eski mahkum, içerideki insanların akıbetinin hiçbir zaman belli olmadığını vurguladı.
Tutuklanma sürecine dair detayları paylaşan Avlar, o dönemde henüz 19 yaşında olduğunu ve Esad'a karşı yazılar yazdığı gerekçesiyle yakalandığını ifade etti. Kendisine "Türk ajanı" olduğu iddiasıyla iki ay boyunca gece gündüz kesintisiz işkence yapıldığını belirten Avlar, Türk istihbaratı hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını ve bu suçlamayı kabul etmemek için direndiğini anlattı. Hapishanede yaklaşık iki sene boyunca yerin altında, tek başına bir hücrede tutulduğunu söyleyen Avlar, o günlerde zaman algısını tamamen yitirdiğini dile getirdi.
2016 yılında serbest bırakılan Avlar, özgürlüğüne kavuştuğu anın travmatik ve duygusal yükünü de paylaştı. Serbest kaldığı gün annesini ve büyümüş olan kız kardeşlerini gördüğünü ancak yaşadığı ağır psikolojik yıkım nedeniyle kimseye güvenemediğini belirtti. Sednaya'da tutukluların fiziksel, psikolojik ve cinsel saldırılara maruz kaldığını, insanların onurlarını kırmaya çalıştıklarını söyleyen Avlar, bu travmanın ömür boyu sürecek bir iz bıraktığını ifade etti.
Avlar, hapishanedeki yalnızlık duygusunun tarif edilemez olduğunu ve ailesinin kendisinden uzun yıllar haber alamadığını ekledi. 2010 yılında kardeşini sadece 15 dakikalığına görebildiğini söyleyen eski mahkum, serbest kaldığında toprağa çıplak ayakla basarak özgürlüğü hissetmeye çalıştığını anlattı. Dünyanın ve teknolojinin çok değiştiğini, dışarı çıktığında kendini bir zaman yolcusu gibi hissettiğini belirten Avlar, içeride kalan arkadaşlarını geride bırakmanın verdiği üzüntüyle tam anlamıyla mutlu olamadığını vurguladı.