Türkiye genelindeki konutların zorunlu deprem sigortalılık oranının yüzde 58 seviyesinde seyrettiği açıklandı. Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından paylaşılan güncel verilere göre, ülke genelinde toplam 11 milyon 700 bin 223 konut zorunlu deprem sigortası kapsamında yer alıyor. Bu durum, Türkiye'deki konutların neredeyse yarısının olası bir afet durumunda finansal güvence dışında kaldığını ortaya koyuyor. Bölgesel bazda incelendiğinde sigortalılık oranlarının deprem riskiyle paralel olarak farklılık gösterdiği görülüyor. En yüksek sigortalılık oranı yüzde 65 ile Marmara Bölgesi'nde kaydedilirken, bu bölgeyi sırasıyla yüzde 64 ile Doğu Anadolu ve yüzde 63 ile Güneydoğu Anadolu bölgeleri takip ediyor. Ege ve Akdeniz bölgelerinde oran yüzde 59 seviyesindeyken, İç Anadolu Bölgesi yüzde 51 ile orta sıralarda yer alıyor. En düşük sigortalılık oranı ise yüzde 45 ile Karadeniz Bölgesi'nde kaydedildi. DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, Marmara Depremi'nin yıl dönümü vesilesiyle yaptığı değerlendirmelerde mevcut durumu yetersiz bulduklarını ifade etti. Demirkan, kurumun kanuni hedefinin yüzde 100 sigortalılık olduğunu vurgulayarak, yüzde 58'lik seviyenin kendilerini memnun etmediğini belirtti. Sigortalılık oranının deprem bilinciyle doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Demirkan, sık deprem yaşanan yerlerde oranların daha yüksek, Konya ve Karadeniz gibi depremlerin seyrek olduğu bölgelerde ise daha düşük olduğunu dile getirdi. Kurumun geçmişteki operasyonel gücüne ve Kahramanmaraş depremlerindeki rolüne dikkat çeken Demirkan, 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan ve 'asrın felaketi' olarak nitelendirilen depremlerde büyük bir sınav verdiklerini hatırlattı. Maraş depremlerinde sadece 9 ay içerisinde 540 bin dosyayı işlediklerini ve toplamda 39 milyar lira tutarında hasar ödemesi gerçekleştirdiklerini aktaran Demirkan, bu operasyonun dünya çapında eşsiz bir deneyim olduğunu belirtti. Kahramanmaraş depremlerindeki toplam 104 milyar dolarlık finansal zararın yaklaşık 5,5 milyar dolarının sigorta sektörü tarafından karşılandığını, bunun 1,6 milyar dolarlık kısmının ise DASK'ın kapasitesi çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti. 2000 yılında faaliyete geçen DASK, bugüne kadar Türkiye genelinde 1397 hasar yapıcı depremle mücadele etti ve toplam 867 bin 275 ihbar aldı. İstatistiklere göre en fazla deprem sarsıntısı 175 olayla 2020 yılında yaşanırken, bunu 123 depremle 2021 yılı takip etti. İhbar adedinde ise en yüksek rakama 653 bin 81 ihbar ile 2023 yılında ulaşılırken, 76 bin 431 ihbar ile 2020 yılı ikinci sırada yer aldı. Demirkan, gelecekteki riskleri yönetmek adına DASK'ın kapsamının sel, dolu ve yangın gibi afetleri de içerecek şekilde genişletilmesini öngören Zorunlu Afet Sigortası (ZAS) Kanunu'nun önemine değindi. Kurumun gelecek vizyonu kapsamında önümüzdeki 5 yılın projeksiyonunu hazırladıklarını belirten Demirkan, sigortalılık oranını artırmak için çeşitli çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Deprem bilincini artırmak amacıyla kamusal paylaşımların yapıldığını, acenteler, sigorta şirketleri, bölge ofisleri ve DASK tırı aracılığıyla saha çalışmalarının sürdürüldüğünü aktardı. Sigortalılık oranının yükselmesi durumunda, olası büyük bir depremde yurt dışı piyasalardan Türkiye'ye finansman girişi sağlanabileceğini ve havuz büyüdükçe korumanın daha uygun maliyetlerle sunulabileceğini de sözlerine ekledi.