Zimbabveli yazarın kendi imkanlarıyla bastırdığı roman Netflix'te dünya listelerini altüst etti
Fotoğraf: BBC News Swahili
Zimbabveli yazar Sue Nyathi'nin 2012 yılında kendi cebinden karşılayarak sadece 500 adet bastırdığı 'The Polygamist' adlı romanı, Netflix dizisi olduktan sonra 60'tan fazla ülkede en çok izlenenler listesine girdi.
Zimbabveli yazar Sue Nyathi'nin ilk romanı olan 'The Polygamist', yayınlandığı dönemde yayınevleri tarafından ticari bir potansiyeli olmadığı gerekçesiyle reddedilmişti. Ancak Nyathi, pes etmeyerek 2012 yılında kendi editörünü, matbaasını ve sanatçısını bularak sadece 500 adetlik bir baskıyı kendi kişisel kaynaklarıyla gerçekleştirdi. Yıllar sonra bu eser, Netflix platformu tarafından diziye dönüştürülerek küresel bir başarı yakaladı ve 60'tan fazla ülkede en çok izlenen 10 yapım arasına girmeyi başardı. Yapım, Amerika Birleşik Devletleri listelerinde ise ikinci sıraya kadar yükselerek büyük bir izleyici kitlesine ulaştı.
Eserin başarısı Hollywood dünyasından da büyük yankı uyandırdı. Ünlü oyuncu Taraji P. Henson, dizinin sürükleyiciliğine dikkat çekerek, hikayenin kendisine kendisini ekrandan ayıramadığını ve dizideki toplam 22 bölümün tamamını tek bir gün içerisinde izlediğini ifade etti. Roman, Zimbabve'li bir adamın kadınları duygusal olarak etkileyerek kendisiyle evlenmesini konu alırken, yazar Nyathi bu hikayenin sadece çok eşlilik meselesine odaklanmadığını vurguluyor. Nyathi'ye göre asıl mesele, kadınların kendi hayatları üzerindeki karar verme yetkilerinin ellerinden alınmasıdır.
Çok eşlilik geleneği, yazarın kendi aile geçmişinde de köklü bir yer tutuyor. Nyathi, annesinin ailesinde bu geleneğin nesiller boyu sürdürüldüğünü belirtti. 1979 yılında hayatını kaybeden dedesinin beş eşi bulunurken, büyük dedesinin ise tam 11 eşi vardı. Ailenin ilk eşi olan ve 'Unlengkulu' unvanıyla bilinen büyük büyükannesi, çiftlikteki kadınların lideri konumundaydı. Hatta bu kadın, aileye yeni katılacak kadınların seçiminde dahi aktif bir rol üstleniyordu. Nyathi, aile içindeki rollerin ve hiyerarşinin net olması sayesinde bu geleneksel yapıda herhangi bir iç çatışma yaşanmadığını aktardı.
Ancak yazar, 2001 yılında Harare şehrinde genç bir kadın olarak çalışırken tanık olduğu durumun, geleneksel çok eşlilikten çok farklı olduğunu dile getiriyor. Nyathi, günümüzde bazı erkeklerin tek eşli olduklarını iddia etseler de, aslında gizli kadınlar ve gizli aileler kurarak 'modern ve çarpık' bir çok eşlilik modeli uyguladıklarını ifade ediyor. Romanın ana karakteri Joyce, tek eşli bir evlilik yaptığını sanırken, kocası Jonasi'nin kendisinden habersiz üç kadınla daha evlendiğini ve yeni hayatlar kurduğunu fark ediyor. Bu durum, rıza yerine aldatma ve manipülasyon üzerine kurulu bir yapıyı gözler önüne seriyor.
Hikayede işlenen ekonomik bağımlılık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği, karakterlerin hareket alanını ciddi şekilde kısıtlıyor. Zengin bir iş adamı olan Jonasi, toplumsal sistemin sağladığı güçle tüm kararları tek başına alırken, eşi Joyce ve diğer eşi Matipa finansal olarak tamamen ona bağımlı durumda kalıyor. Nyathi, bu tür güç dengesizliklerinin kadınları sağlık açısından da risk altına soktuğunu belirtiyor. Özellikle HIV gibi konularda güvenli cinsellik üzerine konuşmak isteyen kadınların, bu tür ilişkilerde seslerini duyuramadıklarını ve hayati konularda söz sahibi olamadıklarını vurguluyor. Netflix dizisi ise hikayeyi Güney Afrika'ya taşıyarak, Zulu dilinde ve daha fazla eş figürüyle izleyiciye sunuyor.