Avrupa'da aşırı sıcaklar ve enerji krizi: İklim kaygısı gençleri etkisi altına alıyor
Fotoğraf: BBC News Magyarul
Avrupa genelinde kaydedilen rekor sıcaklıklar ve kuraklık, enerji üretimini durma noktasına getirirken, iklim değişikliği korkusu özellikle gençler arasında ciddi psikolojik sorunlara yol açıyor.
Avrupa kıtası, bu yaz tarihinin en sıcak dönemlerinden birini yaşıyor. Kaydedilen rekor sıcaklıklar, sadece tarım ve su kaynaklarını değil, aynı zamanda enerji arz güvenliğini de tehlikeye atıyor. İtalya'nın Sicilya bölgesinde 22 Temmuz tarihinde 46,5 santigrat derece, Fransa'da ise 23 Haziran'da 44,3 santigrat derece sıcaklık ölçülerek ekstrem hava olayları gözlemlendi. Bu sıcak dalgaları; orman yangınları, azalan tarımsal verimlilik ve nehir seviyelerindeki kritik düşüşlerle birlikte kıtanın geleceğini tehdit ediyor.
Sıcaklık artışları enerji sistemlerini de doğrudan etkiliyor. Macaristan'da bu yaz en yüksek sıcaklık 41,8 dereceye ulaşırken, Romanya'da 41 derece, Polonya'da ise 40,5 derece seviyeleri görüldü. Romanya, Tuna Nehri'ndeki kuraklık nedeniyle su seviyesinin düşmesi ve elektrik üretiminin aksaması sonucu Ağustos ayı boyunca ülke genelinde enerji acil durumu ilan etti. Romanya hükümeti, enerji üretimini desteklemek adına bir nükleer reaktörü de devre dışı bırakmak zorunda kaldı.
Macaristan tarafında ise benzer bir tablo hakim. Tuna Nehri'ndeki rekor düşük su seviyeleri nedeniyle Macaristan, 44 yıl aradan sonra ilk kez en büyük nükleer santralini geçici olarak durdurmak zorunda kaldı. Enerji tasarrufu sağlamak amacıyla Macaristan hükümeti; Parlamento, Buda Kalesi'nin büyük bir bölümü ve Zincir Köprü gibi önemli kamu binalarının gece saatlerinde dekoratif ve hayati olmayan ışıklandırmalarını kapattı. Moldova Başbakanı Vasile Tofan da tüketicileri elektrik kullanımını azaltmaya çağırarak, aksi takdirde elektrik kesintileriyle karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.
Yaşanan bu çevresel felaketler, toplumda "iklim kaygısı" veya "eko-kaygı" olarak adlandırılan yeni bir psikolojik durumu tetikliyor. Oxford Üniversitesi Psikiyatri Bölümü'nde iklim değişikliği ve ruh sağlığı üzerine çalışan kıdemli araştırmacı Dr. Emma Lawrance, bu durumun öfke, suçluluk, korku, çaresizlik ve hayal kırıklığı gibi geniş bir duygu yelpazesini kapsadığını belirtti. Dr. Lawrance, bu kaygının aslında bireylerin dünya ve gezegenle ilgilendiğinin bir göstergesi olabileceğini de ekledi.
Bu psikolojik etkiler özellikle genç nesil üzerinde derin izler bırakıyor. Polonya'nın Łódź kentinden gelen 24 yaşındaki iklim aktivisti Martyna Kalemba, artan sıcaklıklar nedeniyle Polonya'nın gelecekte yaşanabilir bir yer olup olmayacağı konusunda ciddi endişeler taşıdığını dile getirdi. Kalemba, her yıl yaşanan kuraklıklara karşı altyapının yetersiz olduğunu ve çiftçilerin sulama konusunda hazırlıksız yakalandığını vurguladı. The Lancet dergisinde 2021 yılında yayımlanan ve dünya çapında 16 ile 25 yaş arasındaki 10 bin genci kapsayan bir araştırma da bu durumu destekliyor. Araştırmaya katılan gençlerin %45'inden fazlası iklim değişikliği duygularının günlük yaşamlarını olumsuz etkilediğini, %75'i ise geleceği korkutucu bulduğunu ifade etti.