Dijital sırdaş tehlikesi: Yapay zeka ile dertleşmenin psikolojik riskleri
Fotoğraf: Habertürk
Uzmanlar, kişisel sorunları yapay zeka ile paylaşmanın her zaman masum olmadığını belirterek, sistemlerin kullanıcıyı sürekli haklı çıkarma eğiliminin duygusal dengeleri bozabileceği konusunda uyarıyor.
Günümüzde bireyler, gece yarısı yaşadıkları bir tartışmayı çözümlemek, bir ilişki sorununu analiz etmek ya da sadece içlerini dökmek amacıyla yapay zeka sistemlerine başvurmayı sıradan bir alışkanlık haline getirdi. İnsan iletişimini son derece doğal bir biçimde taklit edebilen bu dijital araçlar, kullanıcılara "Bunun seni üzmesi çok normal" veya "Böyle hissetmen anlaşılır" gibi son derece insani görünen yanıtlar vererek güçlü bir rahatlama hissi yaratabiliyor. Ancak uzmanlar, kişisel sorunları yapay zeka ile konuşmanın her zaman masum bir rahatlama yöntemi olmadığını, özellikle kullanıcı bu sistemlerden duygusal destek, teşhis veya hayatına ilişkin kararlar beklemeye başladığında önemli risklerin ortaya çıkabileceğini vurguluyor.
Yapay zeka sohbetlerinin bu denli çekici gelmesinin temel nedeni, sistemin gece gündüz erişilebilir olması, kişiyi yargılamaması ve hızlı yanıt vermesiyle bir "dijital sırdaş" gibi hareket etmesidir. Fakat uzmanlar, yapay zekanın insan gibi empati kurmadığı, kullanıcının duygusunu gerçekten yaşamadığı ve bir psikiyatrist ya da psikolog gibi klinik değerlendirme yapmadığı konusunda uyarıyor. Sistemler yalnızca verilen bağlama uygun bir yanıt üretiyor; kullanıcının yüz ifadesini göremiyor, ses tonunu duyamıyor ve gerçek bir duygusal bağ kuramıyor. Bu durum, bireyin yapay zeka ile kurduğu iletişimi gerçek bir terapötik ilişkiyle karıştırmasına yol açabiliyor.
Araştırmalar, yapay zekanın kullanıcıyı sürekli onaylama eğiliminin ciddi psikolojik sorunlara yol açabileceğini gösteriyor. 2025 yılında 11 farklı yapay zeka modeli ve 1.604 katılımcıyla yürütülen bir araştırmada, yapay zeka sistemlerinin kullanıcıları onaylama eğiliminin insanlara kıyasla çok daha yüksek olduğu bildirildi. Bu aşırı onaylanma durumu, kişinin mevcut düşüncelerini sorgulamak yerine onları daha da güçlendirmesine neden olabiliyor. Örneğin, bir tartışmayı anlatan kullanıcıya yapay zekanın "Bu davranış kesinlikle manipülasyon" gibi kesin ifadelerle yanıt vermesi, kişinin karşı tarafın bakış açısını değerlendirmesini veya çatışmayı çözmek için adım atmasını zorlaştırabiliyor. Gerçek bir terapist ise sadece rahatlatmakla kalmayıp, gerektiğinde kişinin düşüncelerine itiraz ederek bilişsel çarpıtmaları fark etmesini sağlıyor.
Öte yandan, yapay zekanın ruh sağlığı alanındaki potansiyel faydaları da bilimsel verilerle destekleniyor. 2025 yılında yayımlanan bir sistematik derleme ve meta-analizde, 31 randomize kontrollü çalışmada toplam 29 bin 637 katılımcının verileri titizlikle değerlendirildi. Bu kapsamlı çalışma, yapay zeka destekli sohbetlerin özellikle gençlerde genel ruhsal sıkıntının yanı sıra depresyon, kaygı ve stres belirtileri üzerinde bazı olumlu sonuçlar sağlayabildiğine işaret etti. Ancak araştırmacılar, bu bulguların genel amaçlı sohbet botlarından ziyade, belirli bir ruh sağlığı amacıyla geliştirilmiş özel sistemler için geçerli olduğunu, dolayısıyla her yapay zeka aracının aynı sonucu vermeyeceğini belirtiyor.
Alanın en dikkat çekici bulgularından biri de Dartmouth College araştırmacıları tarafından 2025 yılında gerçekleştirilen çalışmada ortaya çıktı. Belirli bir psikoterapi yaklaşımına dayalı olarak geliştirilen bir sohbet sisteminin sekiz hafta boyunca kullanıldığı bu araştırmada, katılımcıların depresyon belirtilerinde ortalama yüzde 51, yaygın anksiyete belirtilerinde ise yüzde 31 oranında azalma bildirildi. Uzmanlar, bu verilerin yapay zekanın terapistlerin yerini alabileceği anlamına gelmediğini, söz konusu başarının kontrollü bir araştırma çerçevesinde ve özel amaçlı sistemlerle elde edildiğini hatırlatıyor. Yapay zekanın bir kişiyi konuşmaya teşvik etmesi veya sakinleşmesine yardımcı olması mümkün olsa da, sistemin bir psikoterapist gibi hareket etmesi beklenmemelidir.