Kızıldeniz'de Dev İttifak: Türkiye Dahil 14 Ülke Çokuluslu Deniz Savunma Koalisyonu Kurdu
Fotoğraf: Haberler
Suudi Arabistan liderliğinde kurulan Çokuluslu Deniz Savunma Koalisyonu'na Türkiye de katılıyor. Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki enerji koridorlarını korumayı hedefleyen ittifak, dünya petrol ticaretinin yüzde 12'sinin geçtiği kritik rotada güvenliği sağlayacak.
Suudi Arabistan yönetimi, 30 Temmuz tarihinde bölgedeki deniz güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla 14 kurucu ülkenin katılımıyla "Çokuluslu Deniz Savunma Koalisyonu"nun kurulduğunu resmen ilan etti. Kamuoyunda "Kızıldeniz İttifakı" olarak da adlandırılan bu yeni oluşumda Türkiye'nin yanı sıra Kuveyt, Bahreyn, Katar, Ürdün, Mısır, Pakistan, Cibuti, Somali, Bangladeş, Yemen, Sudan ve Komorlar yer alıyor. Koalisyonun temel hedefi, küresel ticaretin can damarı olan Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Babülmendep Boğazı civarında seyrüsefer güvenliğini tesis etmek ve güçlendirmek olarak açıklandı.
Bölgenin stratejik önemi, küresel enerji arzı üzerindeki kritik rolünden kaynaklanıyor. Uzmanların paylaştığı verilere göre, dünya genelindeki ham petrol sevkiyatının yüzde 12'si ve sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) yaklaşık yüzde 8'i Babülmendep Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor. 28 Şubat 2026 tarihinde patlak veren İran ile ABD-İsrail arasındaki savaşın ardından, Yemen'deki İran destekli Husilerin sivil gemileri hedef alması ve tanker geçişlerini tehdit etmeye başlaması, bölgedeki istikrarı ciddi şekilde sarstı. Bu dar boğazın kullanılamaz hale gelmesi durumunda, tankerlerin tüm Afrika kıtasını dolaşarak Ümit Burnu üzerinden Avrupa'ya yönelmeleri gerekiyor ki bu durum küresel ekonomide büyük bir maliyet artışına yol açıyor.
Koalisyonun operasyonel merkezi ve daimi karargahı Suudi Arabistan topraklarında bulunacak. İttifakın komutanlığına Suudi Arabistan ordusundan Tuğamiral Abdullah bin Salem Al-Shehri atandı. Tuğamiral Al-Shehri'nin görev tanımı; ortak deniz savunma faaliyetlerini denetlemek, üye devletler ve diğer uluslararası denizcilik koalisyonlarıyla koordinasyonu sağlamak olarak belirlendi. Yapılanma kapsamında ayrıca Ortak Harekat Eşgüdüm Merkezi, Ortak Deniz Harekat Merkezi ve bir genel sekreterlik kurulması kararlaştırıldı. Kurucu ülkelerin şu aşamada istihbarat paylaşımı, operasyonel planlama, ortak tatbikatlar ve eğitim faaliyetlerini içeren koalisyon tüzüğü üzerindeki çalışmalarını titizlikle sürdürdüğü bildirildi.
Türkiye'nin bu sürece katılımı, Milli Savunma Bakanlığı kaynakları tarafından paylaşılan bilgilerle netleşti. Bakanlık yetkilileri, Suudi Arabistan'ın daveti üzerine 28 Temmuz'da teknik düzeyde, 30 Temmuz'da ise Genelkurmay Başkanları seviyesinde kritik toplantılar gerçekleştirildiğini kaydetti. Ayrıca 12-13 Ağustos tarihlerinde Cidde'de düzenlenen koordinasyon toplantısına da Türk heyeti katılım sağladı. Türkiye'nin bölgede Somali ve Sudan ile yürüttüğü askeri iş birlikleri ve Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda Aden Körfezi'nde halihazırda savaş gemileri bulunuyor. Ancak bu yeni çokuluslu misyona aktif askeri katkı sunulması için hükümetin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden (TBMM) yeni bir görevlendirme onayı alması gerekecek.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kızıldeniz'de kurulan bu yeni ittifaka Türkiye'nin gösterdiği ilginin stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Genelkurmay Başkanlığı'nın toplantılarda yer aldığını belirterek, Kızıldeniz ticaret havzasının güvenliğinin doğrudan Türkiye'nin çıkarlarıyla bağlantılı olduğunu ifade etti. Süveyş Kanalı'nın Akdeniz'e açılan kapı olduğunu hatırlatan Fidan, Akdeniz'in en önemli limanlarına sahip olan Türkiye'nin, bölgedeki kargo trafiğinin merkezinde yer aldığını ve bu nedenle uluslararası bir güvenlik oluşumunda bulunmasının son derece doğal olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin Körfez bölgesinde gerginliğin azaltılması ve uluslararası ticaretin kesintisiz sürdürülmesi amacıyla Suudi makamlarıyla çalışmalarına devam edeceği belirtildi.